Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik, ABD yönetiminin otomobil ithalatına getireceği yüzde 25 gümrük vergisinin Türk otomotiv endüstrisine olası yansımaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Çelik, “Türkiye’nin stratejik konumu ve esnek üretim kabiliyetleri, bu gibi zorlukları avantaja çevirme potansiyeli sunuyor. Ülkemiz, dış politika ve ekonomik ilişkilerde dengeyi gözeten bir yaklaşım sergiliyor.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın “Kurtuluş Günü” olarak adlandırdığı 2 Nisan’da karşılıklı tarifeleri açıklamaya hazırlanması, küresel ticarette yaratacağı etkilere dair belirsizlikleri gündeme getiriyor. Trump’ın alacağı bu karar, ticaret savaşlarının derinleşebileceği endişelerini artırmakta.
Tarifelerin sektöre yansımasına yönelik analizler hız kazanırken, ABD başkanının otomobil ithalatına yönelik vergi politikasına dair açıklamaları, Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı ihracat rakamlarını yeniden gözler önüne serdi.
AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden edindiği bilgilere göre, ABD, Türkiye’nin otomotiv ihracatında önemli bir pazar konumunda. Geçen yıl 37,2 milyar dolarlık dış satım hacmi ile otomotiv sektörünün en büyük 10 pazarından biri olan ABD, bu yılın ilk iki ayında 10’unculuğa gerileyerek listede bir sıra düştü.
Geçtiğimiz yıllarda ABD’ye yapılan ihracatta dalgalanmalar gözlense de, son 6 yıl içinde bu ülkeye ortalama 1,1 milyar dolarlık dış satım gerçekleştirildi. 2024 yılı itibarıyla ABD’ye gerçekleştirilen otomotiv ihracatı 1,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşirken, 2023’te bu rakam 1 milyar dolar, 2022’de 1,4 milyar dolar, 2021’de 1,2 milyar dolar, 2020’de 951 milyon dolar ve 2019’da 1 milyar dolar olarak kaydedildi.
ABD’ye yapılan ihracatın, yılın ilk 2 ayında önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 4 artış göstererek 198 milyon dolara ulaştığı belirtildi. Bu süreçte otomotiv endüstrisi toplamda 6 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşırken, ABD’ye yapılan ihracatın oranı yüzde 3,3 olarak belirlendi. Bu, her 30 araçtan birinin ABD pazarına gönderildiğini göstermekte.
“ABD, 2024 YILINDA 391 MİLYAR DOLARLIK OTOMOTİV İTHALATI GERÇEKLEŞTİRDİ”
Konuya dair AA muhabirinin sorularını yanıtlayan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, ABD’nin 11 milyon motorlu araç üretim kapasitesi ile dünyanın en büyük ikinci üreticisi olduğunu ifade etti. Çelik, bu ülkenin aynı zamanda 14 milyon adetlik büyük bir iç pazar barındırdığını belirtti ve “Bu durum, ülkede güçlü bir ‘aftermarket’ pazarının varlığına işaret ediyor. ABD, dünyanın en büyük otomotiv ithalatçısı konumundadır.” dedi.
Geçtiğimiz yıl ABD’nin 391 milyar dolarlık otomotiv ithalatı gerçekleştirdiği bilgisini paylaşan Çelik, “8708 faslındaki tedarik endüstrisi ithalatı 90 milyar doları buldu. ABD’ye yönelik otomotiv ihracatımız son 4 yıldır 1 milyar doların üzerinde seyrediyor ve ABD, otomotiv endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ilk 10 ülke arasında yer alıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, ABD’ye yönelik tedarik endüstrisi ihracatının 2024’te 1 milyar doları aştığını söyleyerek, burada ihracatın büyük oranda aksam ve parça ağırlıklı olduğunu vurguladı. Ayrıca, araçlara ve otomotiv aksamlarına yönelik getirilecek yüzde 25 oranındaki gümrük vergisinin olası etkilerine değinerek, araçlar için gümrük vergilerinin nisan başında devreye alınacağının beklenildiğini aktardı.
“TÜRKİYE’NİN ESNEK ÜRETİM KABİYETLERİ ZORLUKLARI AVANTAJA ÇEVİRME POTANSİYELİ SUNUYOR”
Baran Çelik, Trump yönetiminin yalnızca Çin’e değil, Batılı müttefikler ile Meksika ve Kanada gibi komşu ülkelere karşı da sert bir ticaret politikası izlediğinin altını çizdi. Ticaret savaşları ve korumacı politikaların önümüzdeki süreçte artacağının küresel ticaret için büyük risk oluşturduğuna dikkat çekti.
“TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKA VE EKONOMİK İLİŞKİLERDE DENGEYİ GÖZETEN BİR YAKLAŞIMI VAR”
Türkiye açısından bu sürecin hem fırsat hem de zorluk barındırdığına vurgu yapan Çelik, Türkiye’nin otomotiv sektörü açısından önemli bir üretim ve ihracat merkezi olduğunu belirtti. Ancak, Türkiye’nin küresel ticaret savaşlarından etkilenme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizin stratejik konumu ve esnek üretim kabiliyetleri, bu zorlukları avantaja çevirme potansiyeli sunmaktadır. Dış politika ve ekonomik ilişkilerde dengeyi gözeten bir yaklaşım sürdürmek, gelecekte hem Avrupa hem de Asya ile Amerika ile güçlü ticaret ilişkilerimizi devam ettirmemize yardımcı olacaktır.”